Numan Kurtulmuş: Belediye Başkanı’nın şahsına açılan bir soruşturma yok

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Habertürk’de ‘Nedir ne değildir Özel’ programında, Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtladı.

Kurtulmuş’un konuşmasından satır başları şöyle;

* Bir günde aşağı yukarı 14 liradan, 13 küsurlardan18 liraya çıkması, ekonominin tabii seyri içerisinde bunun açıklanabilmesi mümkün değil. Dolayısıyla dövizlerde, alışılmış üstü yukarı içten bir hareketlilik, bir koşul ortaya çıktı. Nihayetinde döviz bizim için bir mülk, yani Merkez Bankamızın ürettiği bir şey olmadığı için dolayısıyla hür piyasa içinde emin bir noktaya gelmesi beklendi ama bu işten zıvanadan çıktı.

* Piyasayı hareketlendirecek, spekülatif atakların tesirinin ortadan kaldıracak izah etme sayın Cumhurbaşkanımız kadar yapıldı ve dengeli oldu. Pandemi öncesi döneminde dünya piyasalarındaki büyük rekabet koşulları, Türkiye’nin idareli güçler tarafından rekabet alanı olarak görülmesi, değerli metallerin, endüstriyel materyallerin, doğalgazın, petrolün iki katı fiyata satılması gibi. 2020 yılında kabus gibi bir dönem geçti. Dünya ekonomilerinde büyük geri gidişler oldu. Türkiye’de 2020’de en az olumsuz etkilenen ülkelerden birisi. 2020’de Türkiye 1.8 büyüdü. Türkiye’de bu bölgede güçlü ve büyük elde etmek zorunda ama, bu coğrafyada kaslı şekilde ayakta durabilsin. derhal ihracatımız fevkalade önemlidir. Doğru istimate yöneldiğimizin göstergeliridir. Birtakım spekülatif ataklarla, natürel mecrasında olmayan bir şekilde döviz aşırı yükselmişti.

* Bazılarının ‘oh ne güzel, döviz yukarı çıkıyor’ şeklinde sevinç içerisinde davranmalarını çakmak muhtemel değil.

İBB’YE ÖZEL TEFTİŞ

* Burada büyükşehir belediye başkanı ya da büyükşehir belediye başkanlığına gevşemiş soruşturma laf konusu değil. Büyükşehirde çalışan terör örgütleriyle irtibatlı, iltisaklı olduğu iddiasıyla bir takım isimler saptama edilmiştir, tahkikat yapılacaktır. Bu belediye başkanın şahsıyla ilgili bir mesele değildir. Burada çalışan vatandaşlarımızın devlete sadakat prensibiyle çalışması tüm demokratik devletlerde aranan bir koşuldur.

* Ben keza kamuda çalışacağım fakat rejimi değiştirmeye çalışacağım terör yapılarıyla iltisaklı olacağım, bunu hiçbir devlet kabul etmez. Burada çalışanlar içerisinde terörle ilgili isimler varsa ortaya dahil etmemek hükümetin vazifesidir natürel fakat. Bunu bir denetim mekanizmasını kullanarak, tek tek her bir dosya ile ilgili incelemelerle karara varacak. Tekraren söylüyorum bu İBB Başkanı’yla ilgili bir mesele değildir.

* Bu mevzubahis olan şahısların tamamı yeni dönemde belediyeye dargın kişiler. Bu kişilerle ilgili belediye yönetimi, belediye şirket yönetiminin bilgisi dahili ve tasarrufuyla alındığı görülüyor. Şu söylenemez; bu adam belediyenin kuruluşunda çalışıyor, bunu örtelim, böyle yapamayız. Türkiye terörle uğraş ediyorsa dağda, şehirde ve aynı şekilde kamu kurum ve kuruluşlarda da bu mücadeleyi yapar.

* TSK’da, Emniyet’te bir takım FETÖ artıklarıyla ilgili soruşturmalar yürütülüyor, kimse ‘nereden çıktı bu soruşturma’ demiyor. Mücadeleyi kesintisiz yaparsınız. Benzer mantıkla devam edersek TSK’nın içerisinde bazı FETÖ’cülere karşısında işlem yapılması hükümetin TSK’ya karşısında tavrını mı ortaya koyar. Hayır, terörle mücadelede bir süreklilik vardır. Milli Eğitim Bakanlığı’nda işlem yapılırsa bakanlığı mı suçluyoruz? Bunlar ayıklamanın devletin bir gereğidir. Burada terör örgütlerine aleyhinde mücadelenin doğal bir mücadelesi olarak bunu bakmak lüzumlu, İBB dostça ise bu noktada Bakanlık teftişlerine muavin olmaları gerekir, gereken veri ve belgeleri tanıtmak gerekir. Mesele budur.

Yorum yapın