‘Ben dolap içinde satılmıyorum!’ Çocukların hayatını mahveden yalan!

2020 yılının Temmuz ayında bir gün, Samara Duplessis yatağında uzanmış Instagram’da dolanarak vakit geçirmeye çalışıyordu. Yaşadığı Detroit şehrinde yazlar zaten her zaman şiddet geçerdi ama 2020 yazının hepsinden daha sıkıcı olacağı kesindi.

Birkaç hafta önce ortaokuldan mezun olmuştu fakat mezuniyet törenini oysa Zoom üzerinden yapabilmişlerdi. Çevresindeki herkes endişe içinde maskelere bürünüp hayatta kalmaya çalışıyordu. Fakat 13 yaşındaki Samara için tek sorun Covid değildi. İlkbaharda yaptığı bir hatalı sebebiyle ailesi kaygıya gömülmüş haldeydi ve bu durum hayatını daha da zorlaştırıyordu.

Samara, Mayıs ayında sırt çantasına bir kutu mısır gevreği atıp evden kaçtı. Daha Sonra, fazla sıkıldığını, birazcık değişikliğe ihtiyacı olduğunu, bu yüzden kaçtığını söylemişti. Dehşet içindeki ailesi hemencecik polise haber verdi ve emniyet güçlerinin girişimleriyle Samara 2 gün sonra bulundu. O günden itibaren iki şey Samara’nın hayatının merkezine oturdu: Güveni her tarafta teşkil etmek ve sorumluluk elde etmek. Tek istediği, ailesinin iyi olduğunu görmesi ve endişelenmekten vazgeçmesiydi.

Yattığı yerde Instagram’da dolanırken Samara kendini iyice güvende hissediyordu. Fotoğraftan fotoğrafa atlarken aniden telefonu çaldı. Arayan babası Kevin Duplessis Jr.’dı. Kevin kızına, “Bir şeyler oluyor” dedi. Zira son 20 dakika içinde 10’dan fazla kişi acele içinde onu arayarak “Samara iyi mi?” diye sormuştu. Görünürde o fakat internette binlerce insan Samara’dan bahsediyordu.

Samara’nın adı ve fotoğrafı viral olmuştu. Dahası sadece o da yok, aynı durumda 6-7 çocuk daha vardı.

Yastığın satıldığı sayfanın görseli ile Samara hakkındaki eski kayıp haberi bu şekilde ast yanlamasına getirilerek paylaşılıyordu.

Ben dolap içinde satılmıyorum! Çocukların hayatını mahveden yalan!

Yastığın satıldığı sayfanın görseli ile Samara hakkındaki eski kayıp haberi bu şekilde ast yanlamasına getirilerek paylaşılıyordu.

9999 DOLARLIK DUPLESSIS YASTIĞI

Samara hakkındaki tweet’lerden birinde, Detroit’in yerel bir gazetesinin internet sitesinden gücenmiş bir ekran görüntüsü uyarı çekiyordu. Haber Samara’nın kaybolduğu günlerden kalmaydı fakat bulunduktan daha sonra içinde herhangi bir güncelleme yapılmadığından genç kız halen kayıp gibi bir amaç çıkıyordu.

Aynı tweet’te bir diğer ekran görüntüsü uyarı çekiyordu. İnternet üzerinden mobilya satışı yapan Wayfair’in sayfasından alınmış bu ekran görüntüsünde, model adı “Duplessis” olan bir yastığın fotoğrafı ve 9999 dolar gibi astronomik bir fiyat etiketi bulunuyordu.

Tweet’i paylaşan kişinin iddiası şuydu: Yastığın fiyatı aşırı yüksekti, modelinin adı da kayıp bir çocuğun adıyla örtüşüyordu. Wayfair’in fena bir işin içinde olduğu ortadaydı.

Dahası bu tweet tek değildi. Binlerce birey Wayfair’in sattığı bazı dolaplarla ilgili aynı tuhaflıklar olduğuna dikkat çekici ediyordu. Facebook’ta, Reddit’te, YouTube’da, Instagram’da ve TikTok’ta da aynı paylaşımlar yapılıyordu. 72 saat içinde Wayfair’in insan ticareti yaptığına dair tahmini 1,2 milyon tweet atıldı.

Sosyal medyada paylaşılan görsellere bir örnek. 

Ben dolap içinde satılmıyorum! Çocukların hayatını mahveden yalan!

Sosyal medyada paylaşılan görsellere bir örnek. 

MİLYONLARCA İNSAN TUZAĞA DÜŞTÜ

İlerleyen günlerde bu iddiaların hiçbir gerçeklik payı olmadığı ortaya çıktı.

ABD Milli Emniyet Bakanlığı’nda insan ticareti iddialarını araştırmakla görevli müfettişler, tüm işlerini bırakıp Wayfair’e odaklanmak zorunda kaldı. Suçlamaları destekleyecek hiçbir delil bulunamadı. Wayfair çalışanları, korkutma bombardımanına tutuldu. İnsan ticaretiyle mücadele için çalışan örgütler, gelen ihbar telefonlarından yılmış vaziyette, “Ne olur yalan haberleri paylaşarak işimizi zorlaştırmayın” diye yalvarmaya başladı.

Fakat sosyal medya şirketlerinin konuya en her yerde müdahale etmemeleri sonucu, Wayfair danışıklı dövüş teorisi, internetin en süratli yayılan dezenformasyon kampanyalarından biri haline gelerek kaygılı anneleri, TikTok kullanıcısı gençleri, ırksal adalet savunucularını ve siyasi yelpazenin her yerinden insanları etkisi altına aldı.

Ne var oysa adamakıllı iyi niyetle hareket eden, kaçırılmış çocukları kurtardıklarını zanneden milyonlarca kişinin bilmediği bir şey vardı: Kitleleri, Başkan Donald Trump’ın ülkeyi bir şeytanca pedofiller çetesinden kurtardığına inandırmayı amaçlayan bir QAnon propaganda sanatçısının ağına düşmüşlerdi.

ABD’de bu sene 6 Ocak’ta Kongre binasına düzenlenen ve 4 kişinin hayatını kaybettiği baskından sonra dikkatleri üstüne toplayan QAnon, 2017’de Donald Trump’ın başkan olduğu dönemde 4chan isimli forum sitesinde ortaya çıktı ve sosyal medya kanalları yoluyla tez örgütlendi. İlk mesajlarda isimsiz bir kullanıcı, Trump yanlısı sloganlarla süslediği bazı şifreli ifadeler kullanıyordu. Kullanıcı ABD’de en derin devlet sırlarına ulaşabilen kişilerin bulunduğu Q seviyesinde olduğuna dikkat çekici edecek şekilde mesajları Q harfiyle imzalıyordu. Bu mesajlar üzerinden türeyen ve hiçbir dayanağı olmayan QAnon danışıklı dövüş teorisi, Trump’ın hükümet kademelerinde, iş dünyasında ve medyada kayda değer görevlerde bulunan Şeytan’a tapan pedofil elitlerden oluşan bir derin devlete karşı savaştığını öne sürüyordu. QAnon’a inananlar bu savaşın sonunda Trump’ın 2016 seçimlerindeki rakibi Hillary Clinton gibi isimlerin yargılanacağını ve idam edileceğini düşünüyordu. QAnon’cular haberler, tarihsel olgular, nümeroloji gibi kaynaklardan beslenerek her gün yeni teoriler ortaya atıyordu. Çocukların seks ticaretinde kullanıldığını bahis eden Pizzagate ve Wayfair entrika teorileri de QAnon’un takipçilerini artırmak için sömürdüğü hassasiyetler arasındaydı. Sonuçta bu esas öykü bir noktada pek dallanıp budaklandı fakat iddialar birçok süre birbiriyle çelişecek ülkü geldi.

ÇOCUKLARIN HAYATLARINI KURTARMADILAR, MAHVETTİLER

Dahası cinsel amaçlı çocuk ticaretiyle ilgili efsanelerin ne kadar tehlikeli bir hal almakta olduğunun da haberdar değildiler. Bu şekilde reel kurbanların destek almasına engel olduklarını bilmiyorlardı. İnsan ticareti yapan gruplardan korkan kadınların şiddete yöneleceğini bilmiyorlardı. En önemlisi de paylaşımlarda adı ve fotoğrafı yer alan çocukların hayatlarının daha alçak üst olacağını bilmiyorlardı.

O çocuklardan biri olan Samara babasıyla telefonda konuşurken bir yana da ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Kevin ve eski eşi Tammy Samuels, Samara’nın 2 ay önce evden kaçmasının yarattığı travmayı hemen şimdi aşabilmiş değildi. Bundan Başka hemen Samara için halk bir seks ticareti ağının kurbanı olduğu, 9999 dolara satıldığı gibi şeyler söylüyordu. Ne olduğunu anlayamamışlardı lakin kötü bir şey olduğu ortadaydı.

Kevin kızına, “Evden bölünme” dedi.

Samara arkasına yaslandı. Anne babasının aşırı tepki gösterdiğini düşünüyordu. Fakat birkaç dakika sonra bu kere yakın arkadaşlarından biri aradı. Wayfair paylaşımlarını görmüştü ve panik içindeydi. Samara, “Şaka yapıyorsan dobra dobra söyle” deyince arkadaşı ekran görüntüsü üzerine ekran görüntüsü göndermeye başladı.

Samara, fiyatlandırma algoritmalarından veya QAnon’dan habersizdi. Tek bildiği ekrandakinin kendi yüzü ve kendi adı olduğuydu. dahası fiyat vardı: 9999 dolar.

Her an Samara’nın güvenlik duygusu kayboluyordu. Her an yeni birileri fotoğrafını paylaşıyordu. Çoğu birey, paylaşımlarında “Wayfair hakkında söylenenler içten mu bilmiyorum fakat paylaşmaktan hasar gelmez” diyordu. Fakat Samara’nın daha sonra yaşadıkları bu stil paylaşımların zararının ne olduğunu açık açık ortaya koydu.

BİR GECEDE 10.000 RETWEET ALDI

Kilometrelerce uzaktan Zari McFadden isimli bir diğer genç kız, cep telefonunu eline aldığında sıcak olduğunu ayrım etmiş ve bir yabancılık olduğunu hissetmişti.

20 yaşındaki Zari o yaz üniversiteden mezun olmuştu ve ailesinin Kuzey Carolina’daki evinde kalıyordu. Can sıkıntısından gününün büyük bir kısmını sosyal medyada dolaşarak geçiriyordu. Bir önceki gece de aynı şeyi yapmış Wayfair hakkındaki tweet’leri gördüğünde şoke olmuştu.

Twitter’da çok pozitif takipçisi olmasa da sosyal meseleler ve izlediği televizyon programlarına dair paylaşımlar yapmayı seviyordu.

O gece Samara Duplessis’in fotoğrafını gördüğünde, kendisi ve Samara gibi kızların başına gelen olumsuzlukların çoğu kez göz ardı edildiğini hatırladı. Bu konuda bir şey yapabilme fırsatını elde etmişti.

“Halk Müziği, bu Wayfair insan kaçakçılığı işi çok ilginç” diye yazmıştı.

Telefonu eline aldığında niçin sıcak olduğunu da anladı. Yaklaşık 10.000 retweet almıştı ve almaya devam ediyordu. Kısa süre içinde bu sayı 64.000’e çıkacaktı.

Ben dolap içinde satılmıyorum Çocukların hayatını mahveden yalan
Berlin’deki bir anti-Covid protestosundan. Bayrakta “Birimizin gittiği yere hepimiz gideriz” yazıyor 

AMAZING POLLY VE HEZEYANLARI…

Wayfair’la ilgili sahte iddiaları tahlil eden bir araştırmacı, Zari’nin tweet’inin yanlış bilginin yayılmasında en etkili paylaşımlardan biri olduğunu ifade etti. Fakat gerçekten Zari, Wayfair meselesini duyup paylaşım yaptığında, konu az kalsın 1 aydır internette dolanıyordu.

QAnon araştırmacılarına tarafından, her şey kendisine Amazing Polly diyen bir kişinin tweet’iyle başladı.

Kanada’da yaşayan orta yaşlı beyaz bir kadın olan Polly, çektiği ırkçı ve ayrımcı içerikli videoları yıllardan beri YouTube üzerinden yaymıştı. 2018’de Başkan Barack Obama’dan İngiltere Kraliçesi’ne ve Papa’ya herkesin “derin devlet suçlusu” olduğunu ve dünyayı kendi çıkarları için istikrarsızlığa sürüklediğini bahis eden bir viral videoyu izledikten daha sonra da QAnon’a bağlılığını açıklamıştı.

QAnon’un kökenlerine baktığımızda Pizzagate isimli bir başka danışıklı dövüş teorisini görüyoruz. Pizzagate de Trump yanlısı propagandayı yaymak için çocukların cinsel amaçlı ticareti sorununu kullanan bir iddialar bütünüydü. pek inandırıcı olmuştu ancak, 2016 yılında bir adam eline aldığı AR-15 tüfeğiyle Demokratlar’ın çocukları tuttuğu bahis edilen Washington’daki pizzacıyı basmıştı. Natürel ki besbelli çocuk filan yoktu. Restoranda üç el alev eden adam, 4 sene hapis cezasına çarptırıldı.

Aslında Pizzagate olayı, çocuk ticaretiyle ilgili internetteki danışıklı dövüş teorilerinin nasıl gerçek hayatta şiddete yol açabileceğini göstermesi açısından kayda değer biri uyarıydı. Ama bu uyarıyı kimse dikkate almadı ve uydurma hikayeler yayılmaya devam etti.

“OPRAH GÖZALTINA ALINACAK” YALANI ÖYLESİNE YAYILDI Kİ…

QAnon takipçileri, Amazing Polly gibi YouTuber’ların da desteğiyle, seks ticareti sorununu bilhassa kadınların nezdinde alaka çekmek için kullanmaya başladı. Pandemi karantinaları nedeniyle internette saatlerini geçiren insanlar, Tom Hanks, Chrissy Teigen, Ellen DeGeneres gibi çoğu meşhur ismin çocuk ticareti yaptığı yönündeki yalan iddiaları sıkça ekranlarında görür ışık halkası geldiler. Mart 2020’de Oprah Winfrey’nin gözaltına gücenmek üzere olduğu iddiası öyle yayıldı oysa, Florida’da bulunan Boca Raton Emniyet Müdürlüğü “Söylentinin hakikat payı yoktur” biçiminde bir tweet atmak zorunda kaldı.

Polly’nin hedefi bu defa ünlüler yok büyük bir şirketti. E-posta yoluyla Washington Post’un sorularını yanıtlayan Polly (reel ismini açıklamayı reddetti) evi için dolap alışverişi yaparken, benzer dolabın birbirinden fazla ayrı fiyatlarla satıldığını gördü.

Polly, “O dönem insan ticaretiyle ilgili fazla fazla araştırma yapıyordum. Dolaplarla ilgili Twitter paylaşımımla ‘düşündürücü bir şart’ olduğuna dikkat çekmek istiyordum” ifadelerini kullandı.

Polly bu paylaşımı Haziran’da yapmıştı. Temmuz ortasına gelindiğine diğer sosyal medya kullanıcıları bu teoriyi çoktan benimsemiş hatta geliştirmişti. Dolap ve yastık isimlerini gerçek çocuklarla eşleştirmişler, stok numaralarından hayali anlamlar türetmişler, Wayfair yöneticileri hakkında söylentiler ortaya atmışlardı. Instagram’ın ve TikTok’ın güzellik ve annelik paylaşımlarıyla bilinen influencer’ları, bu yalanları takipçilerine yayarak yüzlerce beğeni kazanıyor, takipçi sayılarını artırıyordu.

Her paylaşımda daha fazla insan iddiaları “araştırmaya” yöneliyor, birkaç tıklamayla QAnon içeriklerine kolayca ulaşıyorlardı. Amazing Polly de bir sonraki YouTube videosunda insanlara bunu yapma çağrısında bulunacaktı hatta… Polly, Washington Post’a, “İnsanlar Wayfairgate baştan sona yavaş yavaş uyanmaya başladılar. Umarım öteki kandırmacaların da farkına varırlar” dedi.

TWEET’LERE GELEN CEVAPLARI GÖRÜR GÖRMEZ UYANDI

Zari ise ana kandırmacanın ne olduğunu ayrım etmek üzereydi. Başlangıçta Samara hakkındaki tweet’lerinin bu dek rağbet görmesinden memnun olmuş hatta annesine bu konuda övünmüştü.

Bu arada Zari, sonbaharda yüksek lisansa başlayacaktı ve algoritmaların taraflılığı üstüne doktora yapmayı teknolojinin yararlı ve zararlı olabileceği alanları araştırmayı planlıyordu.

Tweet’lerine gelen yanıtları okudukça, birçok insanın Wayfair’le ilgili iddiaların yalan olduğunun kanıtlandığını söylediğini fark etti. Birçok kişi Samara’nın anne ve babasının “Kızımız eve döndü” şeklindeki Facebook paylaşımlarına da sinyâl ediyordu.

Zari, “Kendimi çok rahatsız hissettim” derken önemli bir gerçeğin de farkına vardığını belirtti: “Bunun içten olup olmadığını gerçekten bilmiyorum.”

Önce Samara hakkındaki tweet’ini silip takipçilerine genç kızın kayıp olmadığını duyurdu. Arkasında Wayfair hakkındaki bütün paylaşımlarını sildi. Ancak paylaştığı şeyi paylaşan 64000 birey ile onların takipçileri sayesinde, hiçbir şeyi geri alamayacağını bilecek dek internetten anlıyordu.

Ben dolap içinde satılmıyorum Çocukların hayatını mahveden yalan
“Q reel”

UYKUSUZLUK, SOLUNUM BOZUKLUĞU HATTA KAŞINTILARI BAŞLADI

Samara babasının evinden çıkmıyordu. Bazı günler yatağından bile çıkmıyordu. Ama olduğu yerde yatarken uykuya dalmaktan deha korkuyordu. Bir gece yalnız kalmak istemediği için sabaha değin arkadaşıyla telefonda konuşmuştu.

Yaşadıklarını Washington Post’a, “Berbat bir anksiyeteye kapıldım. Aralıksız evin içinde bir o yandan bir bu yana yürüyordum. Bir noktada kafam adamakıllı bu düşüncelerle dolunca nefes alamamaya başladım” sözleriyle anlatan Samara bir sonraki aşamada cildinde kaşıntılar oluştuğunu söyledi ve ekledi: “Vücudum beni sakinleştirebilmek için elinden geleni yapıyor.”

Babasıyla birkaç kez Wayfair hakkında konuştular lakin Kevin de kızının fotoğrafının internetin her yanına yayılmasıyla ilgili ne yapabileceğini bilmiyordu. Hal böyleyken birilerinin gelip kendisini kaçırmayacağından Samara nasıl kesin olabilirdi fakat?

Öteki yana kaşıntılarını kimseye söylemiyor, ailesinin ne dek korktuğunu bilmesini istemiyordu.

ANNESİ DE MAHVOLMUŞ OLDU

Bu esnada annesi Tammy Samuels da Facebook mesaj kutusuna gelen mesajlarla uğraşıyordu. Birçok tanımadığı insan ve uzak arkadaşı Tammy’i mesaj yağmuruna tutuyordu.

Tammy, çocuk yaştaki suçlulara danışmanlık veriyordu yani gençlerle iletişimde profesyoneldi. Ancak kendi ergen kızına ulaşmakta zorluk çekiyordu. 2 ay önce Samara evden kaçtığı akşam ağız dalaşı etmişlerdi çünkü annesi Samara’nın telefonuna el koymuştu.

Samara’nın kayıp olduğu 48 saat, Samuels’ın hayatının en kötü anlarıydı. Gelen çoğu sahte anahtar sözcük nedeniyle Detroit’in bir ucundan öbürüne koşuşturmuşlar, durumu yeterince ciddiye almadıklarını düşündükleri polislerle bıktırıcı konuşmalar yapmışlardı. Nihayet Samara sağ salim bulunduğunda, iki gündür hiç tanımadığı insanların yanında kalmakta olduğu anlaşıldı. Fotoğrafları haberlere çıkınca kızı evden atmışlar ama ne polise ne de anne babasına haber vermişlerdi.

Yani Tammy, Wayfair meselesinin yalan olduğuna dair haberleri okurken bile, bir şekilde kızının kafasına bir ödül konduğu fikrinden kurtulamıyordu.

Kendi kendine, “Çocuğum dışarı çıkabilir mi?” diye soruyordu: “Samara insanların bakışlarından rahatsız olmadan bakkala gidebilir mi? Bilmiyoruz.”

BİRÇOK ÇOCUK SAMARA’YLA AYNI KADERİ YAŞADI

Samara’nın anne babası Wayfair’le ilgili paylaşımlarda adı geçen öteki kayıp çocukların kayıp olmadığının da haberdar değildi.

Örneğin Teksaslı bir kız 2017’de birkaç günlüğüne evden kaçmış, lakin kayıp ihbarı yapılan çocukların yüzde 92’sinde olduğu üzere evine geri dönmüştü. Şu an 19 yaşında olan genç kız, bir TikTok paylaşımıyla herkese iyi olduğunu bildirdi. Ama annesi Katrina Waggoner Philips için benzer şeyi bildirmek olası değildi. Philips, kızının “kayıp aranıyor” posterini Wayfair paylaşımlarında gördüğü anda, kapanmış bir yarası yeniden gevşemiş gibi oldu.

Philips, “Tepeden tırnağa titremeye başladım” diye anlattı o anları ve ekledi: “Her şey kızımın evden kaçtığı, o posterin hazırlandığı günleri hatırlatıyordu.”

16 yaşındaki Cameron Dziedzic ise Maryland’de yaşıyordu. Cameron’ın ailesine haber vermeden birkaç haftalığına gidip bir arkadaşının yanında kaldığında çıkan “kayıp aranıyor” fotoğrafları da Wayfairgate’çiler tarafından kullanılmaya başlandı.

O zamandan sonradan bir koruyucu ailenin yanına bahşedilen ve orduya yeralma için çalışan Cameron, paylaşımları görmezden gelmeye çalışmıştı. Lakin bir gün süpermarkette alışveriş yaparken çalışanlardan biri, onu 9999 dolarlık “Dziedzic” yastığının yanındaki çocuk olarak tanıdı. Cameron, kadına sakin olmasını, herhangi bir sorun olmadığını söyledi ama kadın gerçi polise haber verdi.

Ben dolap içinde satılmıyorum Çocukların hayatını mahveden yalan
Manisa’nın Akhisar ilçesinde kaybolan Aleyna isimli kız çocuğunun da bu ağın kurbanı olduğu ve Türk halısı satıldığı bahis  ediliyordu

“BUNU DOLABA GERİ GÖTÜRÜN”

Wayfairgate’te adı geçen 18 yaşındaki bir kız Facebook’tan bir naklen yayın yaparak insanlara “Ben dolap içinde satılmıyorum, yeter artık buna son verin” dese de yorumcular dinlemeyi reddetti. Kıza videonun zorla çektirildiğini düşünüyorlar, “İnsanlar sana yardım etmek istedikleri için şükretmelisin” diyorlardı.

Yayınını izleyen 530.000 kişiye, “Size kayıp olmadığımı söylediğim için bana sinirleniyor musunuz?” diye sordu. Bu tavırdan hoşlanmayan seyircilerden birinin yorumu inanılmazdı: “Alın götürün geri, kapatın bunu o dolaba.”

Yüz binlerce kişi seks ticareti kurbanı olduğuna inandıkları bu çocuklara yardımcı olmak istemişti. Ama viral bir kandırmacaya inandıkları gerçeği ortaya çıktığında, çocuklar ve aileleri, yaşanan yıkımla kendi kendilerine baş etmek zorunda kaldılar.

Samara’nın annesi Michigan eyaletinin adalet bakanlığını aradı. Orada bir kişi kadına FBI aramasını söyledi. Samuels FBI’ı da aradı ama kendisine dönüş yapan olmadı.

O andan daha sonra Samuels bu konuyu Samara’yla konuşmamasının en iyisi olacağına karar verdi. Kızının ne dek korktuğunu bilmesini istemiyordu.

SAHTE KURBANLAR HAKIKI KURBANLARIN ÖNÜNE GEÇTİ

Wayfair, Twitter’da trend olduktan iki ay dek daha sonra, seks ticaretinin hakiki kurbanlarından biri Florida’da bir hastanenin acil servisinde oturuyordu. Kadına cinsel saldırı muayenesi yapan hemşire, bir takım işaretler ayrım etmiş ve bir sosyal görevliyi aramıştı. Görevlinin bulgularına göre, 30’larındaki bu bayan iki erkek göre bir otelde fuhuş yapmaya zorlanıyor, karşılığında kendisine başını sokacak bir oda veriliyordu.

Seks ticaretiyle çaba savunucusu Katie Howard, ABD’deki seks ticaretinin manâlı bir kısmının bu şekilde yürütüldüğünü biliyordu. Çocukların kaçırılması, dolaplar ya da yastıklar aracılığıyla satılması filan değildi mesele. Belli Başlı sorun birilerinin diğer birilerinin zayıflığını kullanarak sömürü düzeni kurmasıydı.

Howard, Ulusal İnsan Ticareti Şikayet Hattı’nı araması gerektiğini de biliyordu. Bu hat aracılığıyla fuhuşa ve başka işlerde çalışmaya zorlanan kişilere kaynaklar sağlanıyordu. Fakat Howard hattı aradığında beklemeye alındı. Saat geç olduğu için onun yerine yazılı bir takviye talebinde bulundu.

Bu talebin düştüğü mesaj kutusunda Samara ve öteki çocuklar hakkında araştırma yapılmasını isteyen binlerce başka uygulama vardı. Görevliler bu taleplere kesintisiz şu cevabı veriyordu: “Bu ihbar daha önce elimize ulaştı. Emniyet güçleri iddiaların dayanaksız olduğunu şimdiden tespit etti.”

ARAYANLARIN ÇOĞU REEL OLDUĞUNA İNANIYORDU

Yetkililer, Pizzagate’ten bile önce birçok pervasız detaydan seks ticareti sonucu çıkaranların başvurularına alışmışlardı. Senelerdir kamuoyuna şunu anlatmaya çalışıyorlardı: Seks ticaretinin kurbanları birçok süre tanıdıkları kişiler (erkek arkadaşlar, ev sahipleri hatta ebeveynler) tarafından sömürülür. Şimdi de binlerce insan farkında olan bile olmadan bir QAnon propagandasını papağan gibi tekrarlıyordu.

Hattın direktörü Megan Cutter, haftalarca artı mesai yaptıklarını belirterek, “Arayanların çoğu gerçekten bir çete olduğunu ve kimsenin bunu umursamadığını düşünüyordu” dedi.

İlgili makamlar ellerindeki bütün ihbarları güvenlik güçlerine aktarıyor, ülkenin dört bir yanındaki süregelen soruşturmalar askıya alınarak Wayfair ihbarları gündeme alınıyordu.

Milli Emniyet Bakanlığı’nda ilgili birimin yöneticisi olarak ödev yapan Ramon Padilla, “o kadar zamanı gerçek kurbanları tespit etmek, savcıların gerçek suçluları yargılamasını sağlayacak kanıtlar toplamak ve kaçakçıların hapse gitmesini temin etmek için kullanabilirdik” diye konuştu.

Hedefteki şirket Wayfair ise bir izah etme yaparak, iddiaların doğruluğu olmadığını, fiyatı yüksek dolapların sanayi tipi olduğunu, fiyatlarda tuhaflık olmadığını bildirdi fakat işe yaramadı. Öteki yana şirketin depolarını basıp çocukları kurtarmak isteyen silahlı kişiler nedeniyle ekstra güvenlik önlemleri alındı.

Wayfair’in ABD’de şipşak yayılması çoğu ülkede benzer entrika teorilerinin ortaya çıkışına neden oldu. Onlardan biri de Türkiye’ydi. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Twitter, Instagram, Facebook gibi çoğu platformda, sanal pazar yeri uygulamaları üzerinden çocuk ticareti yapıldığı öne sürüldü. Halı, çocuk giysisi gibi çoğu ürünün ayrıntılarında şifreli mesajlar keşfeden kullanıcılar, çocuk ticareti ağının Türkiye’de de tıpkı ABD’de olduğu gibi etkinlik gösterdiğini öne sürüyordu. Hatta tıpatıp Wayfair gibi Türkiye’deki platform da açıklamak zorunda kalmıştı.

Ben dolap içinde satılmıyorum Çocukların hayatını mahveden yalan

9999 DOLARLIK YASTIK MESELESİ

Bazıları Wayfair’in “Bir yastık nasıl 9999 dolar olur?” sorusuna yanıt vermemesini bir şeylerin gizlendiğine yoruyordu. Halbuki şirketin küresel iletişim direktörü Jane Carpenter’a göre sorunun cevabı basitti: Bir Takım üreticiler Wayfair platformuna ürünleri yüklerken fiyat alanını yanlışlıkla boş bırakıyordu. Böyle durumlarda sistem otomatik olarak 9999 dolar fiyat veriyor, daha sonra satıcı reel fiyatı girip durumu düzeltiyordu. Aynı üründen birdenbire artı antre yapıldığında biri 9999, biri ise 19 dolar olabiliyordu.

Ancak ilk QAnon krizini pandemi nedeniyle evinden idare etmek zorunda kalan Carpenter, Wayfair’in gürültüsüz kalmasına karar verdi. Washington Post’a konuşan Carpenter, “Amacımız hikâyeye muhtemel olduğunca eksik katkı gerçekleştirmek, yangına körükle gitmemekti” diye anlattı kararın gerekçesini.

Zaten QAnon’cular körükleme işini yeterince yapıyordu. Facebook’un Wayfair’le ilgili paylaşımlara etiket koyması, Twitter’ın da bu konuyu yayanları engellemesi üzerine, QAnon takipçileri seks ticaretiyle uğraş meselesine daha da pozitif sarıldı. “Save the Children” (Çocukları Kurtarın) isimli bir milletlerarası kuruluşun adını etiket haline getirip kullanan grup, 2020 yazı sonlarında ülkenin dört bir yanında 200’den artı “çocukları kurtarın” etkinliği düzenledi.

Ben dolap içinde satılmıyorum Çocukların hayatını mahveden yalan

Trump mitinglerinde de benzer minvalde pankartlar göze çarpıyordu. Hatta seçim öncesi bir basın toplantısında sorulan QAnon’la ilgili soruya Trump, “O konuda bir şey bilmiyorum. Fakat pedofiliye çok aleyhinde olduklarını biliyorum. Bu konuda şiddetle savaşıyorlar” demişti.

Bu arada Ulusal İnsan Ticareti Şikayet Hattı’nın çalışanları gelen aramaların aşağı eziliyor, Florida’daki bayan gibi reel kurbanların başvuruları ayrım edilemez ülkü geliyordu. Hastanedeki bayan ise epeyce huzursuzdu. Polisle konuşmak istemiyor, başının derde gireceğini düşünüyordu. Howard o hafta sonu hattı iki kez daha aradı. Nihayet kendisine dönüş yapıldığında bayan şimdiden sırra kadem basmıştı. Yetkililer yardıma hazırdı lakin çok geç kalınmıştı.

İZLEDİĞİ YOUTUBE VİDEOLARI SONU OLDU

Samara, çocuk ticareti konusunu kafasından atmaya uğraşırken, Georgia eyaletinde yaşamış Rosanne Boyland da başka hiçbir şey düşünemez olmuştu. Rosanne, tüm gece YouTube’da videolar izliyor, ailesine aralıksız Wayfair’le ilgili linkler gönderiyordu.

34 yaşındaki Rosanne’in çocuğu yoktu ve rahim kanseri atlattığı için muhtemelen olmayacaktı da. Fakat 4 ve 5 yaşlarında iki kız yeğeni vardı. RoRo dedikleri teyzelerine bayılıyorlardı, Rosanne de onları kendi çocuğu gibi seviyordu.

Rosanne’in ablalarından Blaire, kız kardeşinin kendisine gönderdiği Wayfair mesajlarını, “Herhangi bir şey paylaşır gibi değildi, gerçekten üzülüyordu. Olayı daha derinlemesine araştırmak ve bir son vermek istiyordu” sözleriyle anlattı.

Blaire, kardeşinin de birçok kişi gibi pandemi sebebiyle şiddet günler geçirdiğinin farkındaydı. Son birkaç yıldır opioidlerden uzaktan durmasını sağlayan Adsız Alkolikler toplantılarına katılamamıştı. böylece bir bağımlılığın yerini diğer bir bağımlılıkla doldurmaya çalışıyor gibiydi.

YouTube o sene Temmuz ayında Wayfair ve QAnon hakkındaki hatalı bilgileri yayından kaldırmaya başlamıştı fakat Rosanne hâlâ mobilya sitesi ve Jeffrey Epstein, Clinton’lar ve sıcacık örgütler, Pizzagate ve pedofiller hakkında video üstüne video izliyordu.

Ben dolap içinde satılmıyorum Çocukların hayatını mahveden yalan
Jake Angeli isimli bu Amerikalı, Kongre baskınının adeta yüzü oldu

ÜNLÜLERİN ÇOCUK YEDİĞİNE BİLE İNANIR OLMUŞTU

Blaire, Washington Post’a, “Birkaç hafta içinde tamamen QAnon’cu olmuştu. Ünlülerin adenokromları için çocukları yediğine inanıyordu. Her şey göz açıp kapayana kadar oldu” diye anlattı o günleri.

Sonbahar aylarında, o güne kadar siyasetle hiç ilgilenmemiş, hatta oy bile vermemiş olan Rosanne, Trump’ın mükemmelliğinden bahsetmeye başlamıştı. Yıl sonu geldiğinde seçimlerin çalındığından bahseder olmuştu. 6 Ocak günü Trump’ın Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin tutuklanacağını duyuracağını ve çocukları kurtarmak için hazırladığı planı ilan edeceğini düşünüyordu.

Diğer yana aile “bir insanı içine düştüğü kültten nasıl kurtarırız” biçiminde Google aramaları yapıyor ve Washington’a gitmesini önlemenin yollarını bulmaya çalışıyordu.

Rosanne, Blaire’e, “Eğer yanılıyorsam, bana ne isterseniz yapabilirsiniz. Kalbimin derinliklerinde haklı olduğumu hissediyorum. Haklı olduğumun kanıtlanmasını istiyorum” demişti.

Ne var ki kardeşlerin bu muhasebeyi yapması olası olamadı. 6 Ocak günü, Kongre binasına düzenlenen baskında Rosanne de vardı. Baskını düzenleyen grup polis barikatını aşmaya çalışırken, Rosanne baygın halde yerde yatıyordu. O gün hayatını kaybeden kişilerden biriydi.

Trump’ın çağrısı üstüne toplanan binlerce kişi, 2020 seçimlerinin radikal sol Demokratlar göre çalındığını söylüyor ve Başkan Yardımcısı Mike Pence ile Kongre’nin Biden’ın zaferini reddetmesini istiyordu. Öğle saatlerinde Trump’ın “Amerika’yı Kurtarın” eyleminde yaptığı konuşmayla daha da alevlenen kalabalığın işgali üzerine Kongre kapatıldı, milletvekilleri ve çalışanlar tahliye edildi. Baskını düzenleyen gruplar saatlerce içeride kaldı, binaya hasar verdi. Olaylar esnasında 5 kişi hayatını kaybetti. Aralarında 138 polis memurunun da bulunduğu çok sayıda birey yaralandı. Olaylara müdahale eden dört polis sonraki 7 ay içinde intihar etti.

ANNELER KENDİ ÇOCUKLARINI ÖLDÜRECEK ÜLKÜ GELDİ

Ailesine kadar, Rosanne, şeytani bir şeyle savaşma konusunda üstüne düşeni yaptığına gönülden inanıyordu. QAnon araştırmacılarına tarafından ise, Rosanne’in hikayesi, çocuk ticaretiyle ilgili entrika teorilerinin fazla sağcı radikal gruplar göre zor olaylarını tetiklemek için nasıl kullanıldığını gösteren çok güçlü bir delil.

Ben dolap içinde satılmıyorum Çocukların hayatını mahveden yalan
Rosanne Boyland bu kapının önünde can verdi

Maryland Üniversitesi’nde yapılan bir veri analizine göre, Kongre baskınının haricen 2020 ve 2021 yıllarında en düşük 9 QAnon ilhamlı kabahat daha işlendi. Bu suçları işleyenler daima çocukları kurtardıklarını düşünüyordu.

Örneğin Teksas’ta alkollü bir kadın, aracıyla diğer bir araca çarptı. Cecilia Fulbright isimli bayan, polise verdiği ifadede, diğer araçtaki kişinin bir pedofil olduğunu ve bir kızı kaçırdığını söylemişti.

New Hampshire’da QAnon ve seks ticareti hakkında konuşan Elizabeth Corliss isimli kadın, kendisini ve iki çocuğunu üstteki kattaki yatak odasına kilitleyip odayı ateşe verdi. Kadın mahkemede suçsuz olduğunu söyledi ama 9 yaşındaki kızı kendisini kurtaran sağlık görevlilerine, “Fena insanlar eve girince, annem de bizi korumak için yangın çıkardı” demişti.

California’da ise depresyonla boğuşan bir bayan, aile üyelerine koronavirüsün tek sorumlusunun kendisi olduğunu ve kocasının bir seks ticareti çetesinin bir parçası olduğunu söylüyordu. Nisan ayında en büyüğü 3 yaşında en küçüğü ise 6 aylık olan üç çocuğunu küvette boğarak öldürdü.

Liliana Carrillo isimli bayan, yerel bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “Çocuklarımı öldürdüm” demiş ve eklemişti: “Bunun için kendimden korku ediyorum lakin dediğim gibi, yavrularımı aralıksız işkenceye ve sömürüye uğrasınlar diye onlara verecek değildim. Çocuklarımı başlarına gelecek tüm fena şeylerden gözetmek için laf verdim.”

SOSYAL AĞ SORUMLULUĞU FAZLA GEÇ ÜSTLENDİ

Bu kadınlar yargılanmayı beklerken, aileleri de sosyal medyada karşı karşıya kaldıkları içerikleri ve bu içeriklerin zihinlerine yaptığı negatif etkiyi sorguluyor.

Geçtiğimiz aylarda gündem yaratan Facebook sızıntılarından biri de bu konuya değiniyordu. Bir şirket belgesine göre, Facebook QAnon gruplarını cezalandırmadan kısa bir süre öncesine değin, algoritması aracılığıyla bu içerikleri öne çıkarıyor, kullanıcıları QAnon gruplarına katılmaya yönlendiriyordu.

Bugün Facebook, QAnon’la alakalı bütün sayfaların, grupların ve Instagram hesaplarının kapatıldığını söylüyor. “Save the Children” aramaları bu konudaki vakfa yönlendiriliyor. YouTube ve Twitter da bu nesil içerikleri yayan binlerce kullanıcının engellendiğini bildirdi. Amazing Polly, YouTube’da engellendi ve en etkili Twitter hesabı kapatıldı. O ve diğer QAnon influencer’ları bir takım radikal plafformlarda faaliyetlerine devam ediyor fakat ulaştıkları kitleler fazla daha sınırlı.

ŞİMDİ DE TIKTOK ÜZERİNDEN YAYILIYOR

Fakat Wayfair danışıklı dövüş teorisi yeni ortamlar bulmayı başardı. Özellikle TikTok, yüksek fiyatlı ürünlerin insan ticaretiyle ilgili olduğunu baştan edip duran gençler tamamen, bu komplo teorisinin yeni kalesi oldu. Wayfair’le birlikte kullanıcılar Walmart, Amazon ve Etsy’i de maksat aldı. Bir birey McDonald’s’dan aldığı bir kızarmış tavuğu 100.000 dolara satışa çıkarınca, EBay de suçlamalarla karşı karşıya kaldı.

Videolardan birinde, “Bu şeyin viral olması lazım, burada bir şey olması lazım” diyordu.

Nihayetinde kızarmış tavuk videosu engellendi. (TikTok, platformun moderatörlerinin kesintisiz, zararlı olabilecek yalan içerikleri saptama edip kaldırdığını ve #pizzagate gibi etiketleri engellediğini belirtiyor.)

Ama video kaldırılmadan önce kuram şimdiden Facebook’a yayılmıştı bile.

Geçmişte bir seks ticareti ağından kurtulmayı başarmış olan Jessica Dean ise @bloodbathandbeyond isimli TikTok hesabı üzerinden gece gündüz paylaştığı videolarla, bu konudaki yanlış bilgilerin önüne geçmeye çalışıyor. Dean, 352.000 takipçisine, “Hayır, Walmart’taki 5.000 dolarlık ayakkabılar çocuk satmak ilanı yok”, “Hayır, botların gönderdiği mesajlar, seks ticareti yapanların sizi avlama çabaları yok”, “Hayır, sokaklara bırakılmış abes bebek koltuklarının amacı kadınları seks ticaretine sürüklemek değil” diye bıkmadan usanmadan işin doğrusunu anlatmaya çalışıyor.

KADINLAR FAZLA FAKAT ÇOK KORKUYOR

Dean’e tarafından, bu videoları çekenlerin bazıları sahiden kaygılı, bazıları ise yalnızca beğeni ve takipçi ardından koşuyor. Fakat sonuç değişmiyor, videoları izleyen kadınlar dehşete düşüyor.

Rosanne’in ablaları, onun da korktuğuna inanıyor. Vefat yıldönümüne günler kala, Lonna ve Blaire, Trump’la ilgili beklentilerinin içten çıkmadığını görebilen Rosanne, “QAnon konusunda geri adım atar mıydı?” diye düşünüyor.

Samara ise yaşananların üzerinden 1,5 yıl geçmiş olmasına rağmen halen tamamen kendine gelebilmiş yok. Washington Post’a yaptığı açıklamada, “Bu şart ruhunuzu hiçbir zaman bütünüyle terk etmiyor. Birilerinin beni ailemden alma becerisine sahip olduğunu iyi anlamak… Bu insanın yaşam biçimi haline geliyor, aralıksız etrafımdaki kişilere şüpheyle yaklaşıyorum” diyen Samara, nihayet bu yıl başlarında ebeveynlerini ikna etmeyi başardı ve modellik eğitimi almaya başladı.

Yeni tanıştığı insanların kendisini Google’lamaması için dua ettiğini gösteren Samara, bir gün adı arandığında netice sayfasında Hava Kuvvetleri’ndeki başarılarının veya hukuk eğitimi tamamen değiştirdiği hayatların çıkmasını umut ediyor. Şu lahza ise yastık fotoğraflarıyla ve halen iyice anlayamadığı seks ticareti haberleriyle karşılaşıyor.

The Washington Post’un “A QAnon con: How the viral Wayfair sex trafficking lie hurt real kids” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Yorum yapın