Ahmet Hoşsöyler: Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor gelir Türkiye’ye

Boksör, yönetmen, senaryo yazarı, oyuncu ve şarkıcı… Ahmet Hoşsöyler, çoğu alanda profesyonel olmuş nadir isimlerden biri.

Hoşsöyler, beyazperdede 90’lı yıllarda bol ödüllü “Acılar ve Arzular”, “Sevgi Taşı” filmlerini, TV’de “Üvey Baba” ve “Minik Besleme” gibi dizileri yönetti. En büyük gerçek dışı profesyonel boksör olmakken bir anda kendini Almanya’da yönetmenlik okurken buldu.

Hoşsöyler, sinema merakının nasıl başladığını şöyle anlatıyor:

“İlokulu Adana’da bitirdim ve orada arkadaşlarımla boksa merak sardım. 13 yaşımdayken Fenerbahçe, beni beğendi ve İstanbul’a davet etti. ‘Boks yapıp, okuluna devam edersin. Gelirini tedarik edeceğiz’ dediler. Fenerbahçe’de boks yaparken Berlinli bir kulüple maç oldu. Oradakiler beni beğenmiş ve transfer olmamı istediler. 1963’te Berlin’de keza okuyup keza de boks yaptım. Oradayken sinemayla tanıştım. Para biriktirerek fotoğraf makinesi aldım. Japonya’dan lensler getirdim ve senaryolar yazmaya başladım. Berlin’deki rehber öğretmenim, ‘Yönetmen olmalısın sen. Bunun okuluna gitmelisin’ dedi. Fakat spor akademisine gitmeyi planlıyordum. İki okulu da benzer anda yürütebileceğimi belirttiler. Ayrıca spor akademisine gittim, keza de oyunculuk ve yönetmenlik okuluna. Her şeyi öğrendim. Böyle başladı bu serüven.”

Ahmet Hoşsöyler: Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor gelir Türkiye’ye

İlk yazdığım senaryoyu çöpe attım

Ahmet Hoşsöyler, 70’lerde Türkiye’ye gidip gelirken iki sene uğraşıp uzun metraj film senaryosu yazdığını söylüyor:

“Bir müzik stüdyosunda Hüseyin Peyda’ya rastladım. ‘Benim bir senaryom var, size versem okur musunuz’ diye sordum. Kabul etti ve senaryoyu kendisine ulaştırdım. Bir hafta daha sonra yanıt vereceğini belirtti. Hüseyin Peyda o zamanlar fazla ünlüydü. Yönetmenlik, yapımcılık yapıyordu. Filmlerinin senaryolarını yazıp oynuyordu. Bütün Arap ülkelerini tanınırlığıyla kırıp geçiriyordu da…

Ahmet Hoşsöyler: Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor gelir Türkiye’ye

Peyda, senaryom hakkında ‘Sen bunu yazmışsın, uğraşmışsın tebrikler. Bir senaryo yazmaya başladığın zaman bu yazdıkların kimi ilgilendirir karar vereceksin. Yönetmen olacağın zaman ve biri sana devamlılık getirdiği zaman da önce ‘bu kaç kişiyi ilgilendirir’ diye düşüneceksin. Buna karar verdiğin vakit senaryoyu yazıp, filmi çekmeyi kabul edeceksin. Bu yazdığın da kimseyi ilgilendirmez’ dedi.

Senaryom çöpe gitti fakat çok büyük bir ders aldım.

Aradan uzun yıllar geçti 1982 yılında ‘Gurbet Kuşları’nın ikinci versiyonu çekildi. Filmde ben oynuyordum, babamı da Hüseyin Peyda.”

Ahmet Hoşsöyler: Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor gelir Türkiye’ye

Safiye Işık Halkası naif bir sanatçıydı

Ahmet Hoşsöyler, Almanya-Türkiye arasında yaşayıp yönetmenlik yaptığı sırada müzikle yolu kesişiyor. Hoşsöyler, Safiye Hale ile tanışıp nasıl solist olduğunu şöyle anlatıyor:

“Halit Ergenç’in babası Sait Ergenç çok iyi bir devlet sanatçısıydı ve hoş besteleri vardı. Onunla tanıştığımda müzikle ilgim yoktu. Bir gün Fecri Ebcioğlu’nun evine gittik. Safiye Hale da evde şarkı söylüyordu. Benim şarkı söylememi istediler ama bilmediğimi söyledim. Safiye Ayla, ‘Söylersin Türk sanat müziğini’ dedi. Ben de tek bildiğim ‘Geçsin Günler Haftalar Anı’ şarkısını söyledim. Safiye Bayan ‘Sen bana gel. Önemli bir Türk sanat müziği gırtlağın var’ önerisinde bulundu. Etiler’deki evine gittik.

Böylece müzik kariyerim başladı. Bu sayede Berlin’den İstanbul’a gelişlerimde daha uzun kalmaya başladım. Safiye Hanım, beni Orhan Gencebay’a götürdü. 1978 yılında ‘Bırakıp Bu Arada’ adlı ilk plağımı yaptılar. Sait Ergenç’le doğruca de tek uzun çalarım ‘Kalbimi Dinle’ yayınlandı.

Hoşsöyler, “Safiye Işık Halkası nasıl bir kadındı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Hiç sert değil. Müzeyyen Senar daha serttir. Fazla nazik ve naifti. Araba ile bir yere gidiyoruz, uzak kedi görür. ‘Aman kediye uyarı’ derdi. Öğretmeyi seven biriydi. Onun sayesinde gazinoya çıktım. O sırada filmlerde oynadım ve film çekmeye de devam ettim.”

Sibel Can’ı Maksim’e öneren Nükhet Duru’dur

Ahmet Hoşsöyler, gazino anılarını şöyle anlatıyor:
“Sahilde bir gazinoda çalışıyordum. Salonda yalnızca öndeki bir masa boştu. O boş masaya Müzeyyen Senar ve Adnan Pekak oturdu. Öyle bir divanın karşısında şarkı okumak hata kabul etmezdi. Seyirci, bağırarak Müzeyyen Senar’dan şarkı istiyordu. Müzeyyan Hanım aldı mikrofonu, ‘Ahmet’i dinlemeye geldik. Beni zaten dinliyorsunuz’ dedi. Israr edilince de şarkıya girdi.
Çalıştığım gazinoda Sibel Can, daha alçak kadroda dansözdü. Dediler oysa ‘Fahrettin Aslan salona geldi’. Ben de heyecanlandım. Acaba Maksim için bana önerge vermeye mi gelmişti? Meğerse Sibel Can’ı görmeye gelmiş. Nükhet Duru, ‘Orada bir kız var, git izle’ demiş. O da dostlarını alıp gelmiş.”

Ahmet Hoşsöyler: Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor gelir Türkiye’ye

Cüneyt Arkın karete yumruğu vururdu

“Cüneyt Arkın ile uzun yıllar çalıştım. Bir filmde ortak rol almıştık. Maç yapmaması gereken bir boksörü oynuyordu. Benimle son bir maç yapmaya karar veriyordu. Fazla çalıştı iyi yumruk vurmak için. Filmde nasıl vuracağını anlatırdım ona. Boksör gibi yumruk atamaz çünkü uzun yıllar karate dersleri aldı. Karate yumruğu vurur. Hâlâ görüşür, sohbet ederiz. En manâlı öğretisi şuydu: ‘her zaman bir B planının olması gereklidir.’”

Bebek yüzlü oyuncuları katil rolünde oynattım

“1990 yılında ‘Kurye’ adında bir film çekecektim. Bebek yüzlü ve kimsenin katil olacağını düşünmeyeceği başrol istiyordum. Lakin bana kaşı yarık, yüzünde bere olan kötü adamları getiriyorlardı. ‘Yusuf Sezgin bebek yüzlü. Onu katil rolü için getirin’ dedim. Cümbür Cemaat ‘bu ne saçmalık, nasıl olacak’ dedi. Fazla da hoş oldu. Herkes benden daha sonra fena adam karakterlerine bebek yüzlü kişileri seçmeye başladı.”

Ahmet Hoşsöyler: Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor gelir Türkiye’ye

Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor kazanç Türkiye’ye

Ahmet Hoşsöyler, 1991 yılında çektiği ve Perihan Savaş’ın başrolünde yer aldığı “Acılar ve Arzular” filminin dünyada ses getirdiğini ve Cannes’a çağrıldığını dile getiriyor:
“O film fazla önemliydi. Bütün dünyayı dolaştık o filmle. Avrupa’da çekmiştim. Keza İtalyan ve Fransız oyuncular da oynuyordu. O sıralar AIDS hastalığı patlamıştı. Filmin konusu da seyahatte bir çift kaza geçiriyordu. Perihan Savaş da kaza sonrası kan değişimi esnasında AIDS’e yakalanıyordu. Paris’teki çevresi onu dışlıyordu. Ses getirdik. En iyi festivallerde yer aldık. Benim için çok önemliydi.”

Usta, “Perihan Savaş’ın oyunculuğunu nasıl betimleme edersiniz?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

“İnanılmaz. ‘Perihan gül’ dersiniz hemen kahkaha atar. ‘Hemen salkım saçak ağlıyorsun’ sözüne hemencecik gözyaşı dökmeye başlar. İnanılmaz uyumludur. Öyle bir oyuncu şiddet kazanç Türkiye’ye.”

Ahmet Hoşsöyler: Perihan Savaş gibi bir oyuncu zor gelir Türkiye’ye

“Üvey Baba”da kötü adamdan kahraman yarattık

Ahmet Hoşsöyler, 1998’de “Üvey Baba” ve 1999 yılında “Küçük Besleme” dizilerinin yönetmenliğini üstleniyor. Ressam, “Minik Besleme”nin bir günlük dizi olarak Türk dizi tarihinde reytinglerde birincil 5’e girdiğini söylüyor:

“Köle Isaura’dan sonradan günlük olarak yayınlandığında kırıp geçiren nadir dizilerden biriydi. Akşam üzeri 17.40’ta ekrana geliyordu. Fason çalışan kadınlar işi bırakıp diziye yetişmeye çalışırlardı.

‘Üvey Baba’da ise kötü adam Şemsi İnkaya’dan kahraman yarattık. Hem çok seviyorlardı ayrıca de nefret ediyorlardı. Bağımsızlık Altın Kelebek’te Şemsi ödül alırken kötü adam olduğu için yuhalandı. Böyle bir şey var mı? Bir gün de ekip arabasıyla Anadolu yakasına geçiyorduk. Arabanın üzerinde ‘Üvey Baba’ yazıyordu ve trafik polisi bizi durdurdu. İçeri baktı ve ‘Yok mu o tip’ dedi. İçerde olmadığını anladıklarında esprili bir şekilde ‘Olsa köprüyü geçirmeyecektik’ dediler.”

Dinlenip arada filmler çekiyorum

69 yaşındaki Ahmet Hoşsöyler, İstanbul’da sakin bir hayat yaşadığını arada sadece yönetmenlik yaptığını dile getiriyor: “İstanbul’da oturuyorum, torunumla süre geçirmeyi seviyorum. Müzisyen arkadaşlarla toplanıp arada kendi aramızda şarkılar söylüyoruz. Sahne almıyorum. Yorucu olur bana.

Dinlenip arada filmler çekiyorum. Pandemiden önce Diyarbakır’da bir film çektim, ‘Suzan Suzi’. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle. Her şeyini bitirdik, duvar ilanı tasarlıyoruz pandemi başladı. Yakında vizyona girecektir.

Televizyonda ise dizileri yeni ekiplere yaptırıyorlar.

Çok şey değişti. Oradan bir şey gelmiyor bana. Yeni oyuncuların hepsini fazla beğeniyorum. Hepsini seyretmeye çalışıyorum.”

 

 

Yorum yapın